<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mdadmin &#8211; Maside Dursun</title>
	<atom:link href="https://masidedursun.com/author/mdadmin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://masidedursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 23:24:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://masidedursun.com/wp-content/uploads/2026/01/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>mdadmin &#8211; Maside Dursun</title>
	<link>https://masidedursun.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tepkiden Temasa</title>
		<link>https://masidedursun.com/tepkiden-temasa/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/tepkiden-temasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 23:15:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28762</guid>

					<description><![CDATA[İlişki ve yönetici koçluğunda derinleşmem, teorik bir yönelimden çok, içinden geçtiğim bir yaşam sürecinin beni dönüştürmesiyle şekillendi. Bir süre önce, ilişkiyle başlayan ve zamanla iş, üretim ve ortak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İlişki ve yönetici koçluğunda derinleşmem, teorik bir yönelimden çok, içinden geçtiğim bir yaşam sürecinin beni dönüştürmesiyle şekillendi. Bir süre önce, ilişkiyle başlayan ve zamanla iş, üretim ve ortak sorumluluk alanlarına yayılan yoğun bir deneyimin içindeydim. Özel alan ile profesyonel alanın iç içe geçtiği bu süreç, yalnızca bir bağın değil, o bağ etrafında kurduğum yapının da çözülmesini beraberinde getirdi.</p>



<p>Bu çözülme, dışarıdan bakıldığında bir kayıp, yıkılma, çöküş &nbsp;gibi görünebilirdi. Benim için ise durup bakmayı, acele etmeden anlamayı ve kontrol etmeye çalıştığım alanları fark etmeyi öğreten bir eşik oldu. Tam da bu noktada, yaşanan temasın içinde doğan Maside’yi bir adım geri giderek fark edebildim. Kim olduğumu, nasıl tepki verdiğimi, nerede hızlandığımı, nerede donduğumu ve hangi yükleri otomatik olarak üstlendiğimi bunları sorumluluk sandığımı, nerede çocuk- ebeveny- yetişkin olduğumu&nbsp; gözlemlemek, yaşadığım deneyimin kendisi kadar öğreticiydi.</p>



<p>Bu geri çekilme benim için bir kopuş değil; temasın içinde kalırken aynı anda kendime dışarıdan bakabilme becerisini geliştirdiğim bir alan oldu. Yaşananı düzeltmeye ya da hemen anlamlandırmaya çalışmak yerine, olan bitenin bende neye karşılık geldiğini görmeye başladım. Böylece yalnızca ilişkinin değil, o ilişki içinde şekillenen hâllerimin de farkına vardım.</p>



<p>Bu süreç beni dönüştürdü. Tepki veren yerden, temas eden yere; savunan yerden, fark eden yere doğru taşıdı. Güçlü ya da kırılgan yanlarımı ayırmadan, her hâlimle hemhal olmayı ve sahiplenmeyi öğrendim. Bu kabulleniş, geçmişteki Maside’yi geride bırakmak değil; onu anlayarak şimdiki Maside’ye katkı sunacak bir yere yerleştirmek anlamına geldi.</p>



<p>Bugün ilişki ve yönetici koçluğunda danışanlarımla çalışırken, bu farkındalık sessizce sürece eşlik ediyor. Çözülme anlarında paniğe kapılmadan durabilmek, dağılmanın içindeki bilgiyi görebilmek ve kişiyi hem özel hem profesyonel yaşamında daha sağlam bir zemine taşıyabilmek, benim için bu içsel çalışmanın doğal bir sonucu. Yaşadıklarım, kapanmış bir hikâye değil; bugün sunduğum eşliğin derinliğini besleyen, yaşayan bir deneyim alanı.</p>



<p>Kendime sımsıkı sarılırken, bunun sadece zihinsel bir kabulleniş olmadığını; ellerimde, kollarımda, bedenimde ve tenimde hissettiğimi bilin. Çünkü kendine şefkat, yalnızca düşüncede kalmaz.<br>Şefkat, bedende yer bulduğunda gerçek olur.</p>



<p>Bu sarılış, yaşananı “anlamaya” çalışmaktan çok, olanın bedende bıraktığı izlere alan açmaktı. Sinir sistemimin hızlandığı, donduğu ya da geri çekildiği anlarda; kendime temas ederek, nefesle, duruşla ve sıcaklıkla eşlik etmeyi öğrendim. Somatik farkındalık tam da burada devreye girdi: bedenimin söylediklerini duymak, onu susturmaya çalışmadan yanında durmak.</p>



<p>Şimdi biliyorum ki dönüşüm yalnızca zihinsel bir fark ediş değildir. Dönüşüm, bedenin de hikâyeye dâhil olduğu bir süreçtir. Kendime sarıldığım her an, içimdeki güven duygusunu yeniden inşa ettim. Ve bu güven, hem kendi hayatımda hem de eşlik ettiğim ilişkilerde ve yöneticilik alanlarında en sağlam zemin oldu.</p>



<p>Çünkü insan, ancak bedeniyle birlikte şefkat gördüğünde gerçekten iyileşir.<br>Ve ben, kendime böyle sarıldım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/tepkiden-temasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tezâhür</title>
		<link>https://masidedursun.com/tezahur/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/tezahur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 23:14:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28760</guid>

					<description><![CDATA[Tezahür, çoğu zaman mistik ya da dışsal bir kavram gibi ele alınır; oysa çok daha somut bir yerden başlar. İçeride beliren, fakat fark edilmediği ya da dikkate alınmadığı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tezahür, çoğu zaman mistik ya da dışsal bir kavram gibi ele alınır; oysa çok daha somut bir yerden başlar. İçeride beliren, fakat fark edilmediği ya da dikkate alınmadığı için tamamlanamayan bir ihtiyacın, yaşamın içinde kendine yer açma çabasıdır. Bu nedenle tezahür, bir sonuçtan çok bir süreçtir ve insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu temasın niteliğini görünür kılar.</p>



<p>İnsan, neye ihtiyaç duyduğunu her zaman zihinsel olarak bilemez. Ancak beden, bu bilgiyi taşır. Bedende ortaya çıkan tekrar eden sinyaller; yorgunluk, gerginlik, sıkışma ya da enerji kaybı, çoğu zaman mevcut durumda temas edilemeyen bir ihtiyacın işaretidir. Zihin açıklamalar üretirken, beden doğrudan deneyimi kaydeder. Bu yüzden bedenin verdiği sinyaller, tezahürün ilk ve en dürüst göstergeleridir.</p>



<p>İçeride kalan, ifade edilemeyen ya da bastırılan deneyimler kendiliğinden ortadan kalkmaz. Tam tersine, tamamlanma eğilimi gösterirler. Bu tamamlanma isteği, yaşamın içinde benzer ilişkiler, tekrar eden durumlar ve tanıdık duygular aracılığıyla kendini yeniden ortaya koyar. Tezahür dediğimiz şey, aslında bu tekrarların fark edilmesi için oluşan bir düzenleme girişimidir.</p>



<p>Bu noktada önemli olan, yaşananları “neden başıma geliyor?” sorusuyla açıklamaya çalışmak değil; “şu anda ne görünür olmak istiyor?” sorusuyla temas etmektir. Çünkü mesele dış koşullar değil, organizmanın içinde devam eden ve henüz yerini bulamamış olan süreçtir. Dikkat, açıklamaya değil farkındalığa yöneldiğinde, ihtiyaç kendini daha net gösterir.</p>



<p>Tezahür, bir sorun ya da arıza değildir. Organizmanın, kendi dengesini yeniden kurma çabasıdır. İhtiyaç fark edildiğinde ve onunla temas kurulduğunda, bedende bir gevşeme, duyguda bir netleşme ve yaşamın akışında belirgin bir değişim ortaya çıkar. Bu değişim, müdahaleyle değil; fark edilerek olur.</p>



<p>Tezahür, zorlayarak değil, işaret ederek çalışır.<br>Ve çoğu zaman, görülene kadar tekrar eder.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/tezahur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olsaydı verirdi, bilseydi yapardı</title>
		<link>https://masidedursun.com/olsaydi-verirdi-bilseydi-yapardi/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/olsaydi-verirdi-bilseydi-yapardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 23:13:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28758</guid>

					<description><![CDATA[Bağlanma stillerini konuşurken genellikle çocukluğa gideriz. Güvenli, kaygılı, kaçıngan, dağınık … İlk ilişkilerimizin izleri sonraki ilişkilerimizin zeminini oluşturur. Çünkü insan, bağ kurmayı erken deneyimlerinden öğrenir. Bu deneyimler sadece&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bağlanma stillerini konuşurken genellikle çocukluğa gideriz. Güvenli, kaygılı, kaçıngan, dağınık … İlk ilişkilerimizin izleri sonraki ilişkilerimizin zeminini oluşturur. Çünkü insan, bağ kurmayı erken deneyimlerinden öğrenir.</p>



<p>Bu deneyimler sadece anne–baba ile sınırlı değildir; bakım veren bir büyükanne, sık değişen bir bakıcı, uzun süreli hastalıklar, taşınmalar ya da dönemsel yaşanan kitlesel olaylar bile bağlanma örüntüsüne zemin oluşturabilir. Hikâye çoğu zaman sandığımızdan daha geniştir.</p>



<p>Bağlanma şeklimizden önce, “bağlanma stili” kavramını bilmek bile başlı başına bir ışık tutabilir. Kavramlar, dağınık yaşadığımız deneyimlere bir çerçeve verir. Ben yazılarımda bu yüzden kavramları önemserim; anlamak, suçlamaktan daha dönüştürücüdür.</p>



<p>Ama yetişkinlik tam da burada başlar.<br>Bağlanma biçimimizi anlamak başka bir şeydir, onun arkasına saklanmak başka.</p>



<p>“Ben böyleyim çünkü annem soğuktu.”<br>“Babam çok kontrolcüydü, o yüzden yakınlaşamıyorum.”<br>“Bizim evde kimse duygularını konuşmazdı.”</p>



<p>Bunların hepsi gerçek olabilir. Fakat bir yerden sonra bu cümleler bizi iyileştirmek yerine konforlu bir kurban alanı yaratabilir. Çünkü sorumluluk almak zor, suçlamak daha kolaydır.</p>



<p>Bağlanma stilimiz kader değildir. Evet, geçmişten gelir; ama bugün nasıl ilişki kurduğumuzdan biz sorumluyuz. Tetiklenebiliriz, kaçınabiliriz, fazla yapışabiliriz. Bunları fark ettiğimiz anda seçim alanımız da başlar.</p>



<p>Yetiştiğimiz ortam bizi etkiledi; ama bugün nasıl konuştuğumuz, nasıl sustuğumuz, nasıl geri çekildiğimiz ya da nasıl talep ettiğimiz bizim yetişkinliğimizdir. Şefkat, önce geçmişi anlamakla; sonra bugünü sahiplenmekle gelir.</p>



<p>Payı olanlar için ise şu cümle bana çok iyi gelmişti, sizinle de şifa niyetine paylaşmak isterim:<br><strong>“Olsaydı verirdi, bilseydi yapardı.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/olsaydi-verirdi-bilseydi-yapardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bireysellik Söylemi ve Değişmeyen İnsan İhtiyacı</title>
		<link>https://masidedursun.com/bireysellik-soylemi-ve-degismeyen-insan-ihtiyaci/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/bireysellik-soylemi-ve-degismeyen-insan-ihtiyaci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 23:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28756</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda güçlü bir rüzgar esiyor hayatlarımızda: “Kimseye ihtiyacın yok.”Bu söylem sözde bağımsızlığı yüceltirken insanın biyolojik tasarımını göz ardı ediyor. Oysa sosyal bağ bir tercih değil, düzenleyici bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda güçlü bir rüzgar esiyor hayatlarımızda: “Kimseye ihtiyacın yok.”<br>Bu söylem sözde bağımsızlığı yüceltirken insanın biyolojik tasarımını göz ardı ediyor. Oysa sosyal bağ bir tercih değil, düzenleyici bir ihtiyaçtır.</p>



<p>Harry Harlow’un 1950’lerde rhesus maymunları üzerinde yaptığı deneyler bunu açıkça gösterdi. Yavrular, yalnızca besin sağlayan tel anneden çok, yumuşak dokulu ve temas sunan modele yöneldi. Temas, hayatta kalma sisteminin parçasıdır.</p>



<p>Bu ihtiyacın güncel bir örneğini ise kalbimiz sıkışa sıkışa izliyoruz: Japonya’daki Ichikawa City Zoo’da annesi tarafından reddedilen “Punch” isimli yavru makak maymunu, bakıcıların verdiği peluş oyuncağa sarılarak sakinleşmeye çalıştı. Bu bir deney değil; ancak organizmanın gerçek bağ figürü yokken bile temasa yöneldiğini gösteren çarpıcı bir gözlem.</p>



<p>Bowlby ve Ainsworth’un bağlanma çalışmaları güvenli ilişkinin keşif cesaretini ve stres toleransını artırdığını ortaya koydu. Bağ, bağımsızlığın zıddı değil; zeminidir. Ayna nöron araştırmaları ve “Donuk Yüz” deneyi de insanın ilişki içinde regüle olduğunu gösterir. Sinir sistemi eş-regülasyona ihtiyaç duyar.</p>



<p>Modern yaşam başarıyı ödüllendirir. Başarma hissi dopamin üretir; geçici bir güç duygusu verir. Ancak uzun vadede bu yetmez, psikolojik sağlamlığı sürdürmek oksitosin salınımı ister 😊</p>



<p>Kendi hayatımda da bunu gördüm. Dönüşüm sürecimin en sert , en can yakan &nbsp;dönemlerinde insana yaklaşma ihtiyacım arttı. Kedime ve köpeğime daha çok temas ettim. Yalnız kalmam gereken zamanlarda yalnız kaldım; ama temas ihtiyacımı ‘Güçlü Kadın’ söylemine kurban etmedim. Güçlü olmak, kimseye ihtiyaç duymamak değildi. Ne zaman bağa yaklaşacağımı, ne zaman içime döneceğimi ayırt edebilmekti.</p>



<p>İlişki koçluğu başlığının altını kendi ihtiyaçlarımdan yola çıkarak, biz bize benzeriz diyerek doldurdum. Bağımlılık ile sağlıklı bağ arasındaki farkı ayırt etmeyi, ihtiyaçları inkâr etmeden ifade edebilmeyi ve ilişkide kalabilmeyi destekler. E birazda doğru peluş seçmeyi 😊</p>



<p>İnanın bana, insanın ihtiyacı hâlâ insana…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/bireysellik-soylemi-ve-degismeyen-insan-ihtiyaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuşlarla gelen kuşlarla giden&#8230;</title>
		<link>https://masidedursun.com/kuslarla-gelen-kuslarla-giden/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/kuslarla-gelen-kuslarla-giden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:07:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28657</guid>

					<description><![CDATA[KUŞLARLA GELEN KUŞLARLA GİDEN … Bird Theory ve Bağın Sessiz Çözülüşü John Gottman’ın Kuş Teorisi ( Bird Theory ) ilişkilerde bağın nasıl kurulduğunu ve nasıl yavaşça çözüldüğünü anlatan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>KUŞLARLA GELEN KUŞLARLA GİDEN … Bird Theory ve Bağın Sessiz Çözülüşü</strong></p>



<p>John Gottman’ın Kuş Teorisi ( Bird Theory ) ilişkilerde bağın nasıl kurulduğunu ve nasıl yavaşça çözüldüğünü anlatan güçlü ve hisli bir araştırma sunuyor.<br>İnsanlar ilişkide oldukları kişiye gün içinde sayısız küçük bağ çağrısı yapar: bir bakış, bir paylaşım, bir “bak” daveti. Bu çağrılara dönülüp dönülmemesi, ilişkinin yönünü ve yaşam süresini belirlediğini ileri süren bir araştırma. Sağlıklı ilişkide partnerlerin ilgi ve iletişim için çırpınmak zorunda kalmadığını söylüyor.</p>



<p>Bağ çoğu zaman büyük sözlerde değil; küçük yönelmelerde yaşar.</p>



<p>Balkona uzanan çam ağacının yeni sürgünleri arasına misafir olan baştankaraları hatırlattı bana.<br>Sessizdirler. Gösterişsizdirler. Miniciktirler. Çoğu zaman çift hâlinde gelirler.<br>Teoriye göre fark edildiklerinde, o kısacık an genişler; bir ilişkiye bağ olma potansiyeli taşırlar 😊</p>



<p>İlişkilerin ilk zamanlarında bu yönelim karşılıklıdır.<br>İki taraf da bakar.<br>Görür, fark eder, paylaşır.<br>Bağ, doğal bir akışla beslenir.</p>



<p>Zamanla ise insan, bir sürü sebepten olabilir geri çekilmeye başlar.<br>Bazen bunu bilinçli yapar; bazen de nedenini tam olarak bilmeden.<br>Güvenli alan, dışarıdan bakıldığında mesafe gibi görünür ama içeride çoğu zaman bir savunmadır.<br>Kırılmamak, yorulmamak, yeniden incinmemek için ve bazen de insanın kendini en iyi bildiği alana hapsetmesidir.</p>



<p>Bu geri çekilme, merakı da beraberinde götürür. Kuşlar hâlâ gelir. Ama artık durup bakılmaz.<br>İlişkide bir tarafın bağ çağrıları, fark edilmeden geçip gider. Kış aylarını seven baştankaraların yaz kendini göstermeye başladığında balkona uğramaması gibi…</p>



<p>İnsanın psikolojisi burada ince bir seçim yapar:<br>Korkuyu ve kaygıyı kollayıp ona uygun hikâyeler yazmak mı , yoksa bugünkü kendine iyi geleni fark etmek mi?</p>



<p>Hayat farkında yaşandığında, insanın asıl ihtiyacının kendini sürekli savunmak olmadığı görülür.<br>Asıl ihtiyaç, neyin iyi geldiğini bilmek ve korumaktır. Bazen bu koruma, sınır çizmekle olur ve tabi sınırın içerisine neyi aldığın neyi sınır dışı ettiğinle …<br>Bazen de ilişkideki canlılığa bekçilik ederek ayakta tutmakla.<br>Neyi besliyorsak onu büyütmüyor muyuz zaten?</p>



<p>Bağın bekçiliği, büyük fedakârlıklar değildir.<br>Bazen sadece birlikte bakılan bir andır.<br>Kuşlara.<br>Sessizliğe.<br>Paylaşılan küçük bir heyecana.</p>



<p>Ayrılıklar çoğu zaman sevgisizlikten değil; insanın kendini güvenli sandığı alanda tutmak isterken, canlılığı da geride bırakmasından doğar.</p>



<p>Ve bazı bitişler, kuşların gelmediği gün değil; onlara birlikte bakılmadığı gün başlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/kuslarla-gelen-kuslarla-giden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendime Yolculuğum&#8230;</title>
		<link>https://masidedursun.com/kendime-yolculugum/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/kendime-yolculugum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 12:06:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28655</guid>

					<description><![CDATA[KENDİME YOLCULUĞUM…İlişki ve yönetici koçluğunda derinleşmem, teorik bir yönelimden çok, içinden geçtiğim bir yaşam sürecinin beni dönüştürmesiyle şekillendi. Bir süre önce, ilişkiyle başlayan ve zamanla iş, üretim ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>KENDİME YOLCULUĞUM…İlişki ve yönetici koçluğunda derinleşmem, teorik bir yönelimden çok, içinden geçtiğim bir yaşam sürecinin beni dönüştürmesiyle şekillendi. Bir süre önce, ilişkiyle başlayan ve zamanla iş, üretim ve ortak sorumluluk alanlarına yayılan yoğun bir deneyimin içindeydim. Özel alan ile profesyonel alanın iç içe geçtiği bu süreç, yalnızca bir bağın değil, o bağ etrafında kurduğum yapının da çözülmesini beraberinde getirdi.</p>



<p>Bu çözülme, dışarıdan bakıldığında bir kayıp, yıkılma, çöküş gibi görünebilirdi. Benim için ise durup bakmayı, acele etmeden anlamayı ve kontrol etmeye çalıştığım alanları fark etmeyi öğreten bir eşik oldu. Tam da bu noktada, yaşanan temasın içinde doğan Maside’yi bir adım geri giderek fark edebildim. Kim olduğumu, nasıl tepki verdiğimi, nerede hızlandığımı, nerede donduğumu ve hangi yükleri otomatik olarak üstlendiğimi bunları sorumluluk sandığımı, nerede çocuk- ebeveny- yetişkin olduğumu gözlemlemek, yaşadığım deneyimin kendisi kadar öğreticiydi.</p>



<p>Bu geri çekilme benim için bir kopuş değil; temasın içinde kalırken aynı anda kendime dışarıdan bakabilme becerisini geliştirdiğim bir alan oldu. Yaşananı düzeltmeye ya da hemen anlamlandırmaya çalışmak yerine, olan bitenin bende neye karşılık geldiğini görmeye başladım. Böylece yalnızca ilişkinin değil, o ilişki içinde şekillenen hâllerimin de farkına vardım.</p>



<p>Bu süreç beni dönüştürdü. Tepki veren yerden, temas eden yere; savunan yerden, fark eden yere doğru taşıdı. Güçlü ya da kırılgan yanlarımı ayırmadan, her hâlimle hemhal olmayı ve sahiplenmeyi öğrendim. Bu kabulleniş, geçmişteki Maside’yi geride bırakmak değil; onu anlayarak şimdiki Maside’ye katkı sunacak bir yere yerleştirmek anlamına geldi.</p>



<p>Bugün ilişki ve yönetici koçluğunda danışanlarımla çalışırken, bu farkındalık sessizce sürece eşlik ediyor. Çözülme anlarında paniğe kapılmadan durabilmek, dağılmanın içindeki bilgiyi görebilmek ve kişiyi hem özel hem profesyonel yaşamında daha sağlam bir zemine taşıyabilmek, benim için bu içsel çalışmanın doğal bir sonucu. Yaşadıklarım, kapanmış bir hikâye değil; bugün sunduğum eşliğin derinliğini besleyen, yaşayan bir deneyim alanı.</p>



<p>Kendime sımsıkı sarılırken, bunun sadece zihinsel bir kabulleniş olmadığını; ellerimde, kollarımda, bedenimde ve tenimde hissettiğimi bilin. Çünkü kendine şefkat, yalnızca düşüncede kalmaz.<br>Şefkat, bedende yer bulduğunda gerçek olur.</p>



<p>Bu sarılış, yaşananı “anlamaya” çalışmaktan çok, olanın bedende bıraktığı izlere alan açmaktı. Sinir sistemimin hızlandığı, donduğu ya da geri çekildiği anlarda; kendime temas ederek, nefesle, duruşla ve sıcaklıkla eşlik etmeyi öğrendim. Somatik farkındalık tam da burada devreye girdi: bedenimin söylediklerini duymak, onu susturmaya çalışmadan yanında durmak.</p>



<p>Şimdi biliyorum ki dönüşüm yalnızca zihinsel bir fark ediş değildir. Dönüşüm, bedenin de hikâyeye dâhil olduğu bir süreçtir. Kendime sarıldığım her an, içimdeki güven duygusunu yeniden inşa ettim. Ve bu güven, hem kendi hayatımda hem de eşlik ettiğim ilişkilerde ve yöneticilik alanlarında en sağlam zemin oldu.<br>Çünkü insan, ancak bedeniyle birlikte şefkat gördüğünde gerçekten iyileşir.<br>Ve ben, kendime böyle sarıldım.<br>Sarılırım hepiciğinize…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/kendime-yolculugum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özlemek&#8230;</title>
		<link>https://masidedursun.com/ozlemek/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/ozlemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 12:05:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28653</guid>

					<description><![CDATA[Özlemek çoğu zaman bir şeye doğru gitme isteğiyle karıştırılır. Oysa bazı özlemler, adım atılmadığında anlam kazanır. Özlemle kalabilmek; onu bastırmadan, çözmeye çalışmadan, bir an önce geçsin diye eyleme&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Özlemek çoğu zaman bir şeye doğru gitme isteğiyle karıştırılır. Oysa bazı özlemler, adım atılmadığında anlam kazanır. Özlemle kalabilmek; onu bastırmadan, çözmeye çalışmadan, bir an önce geçsin diye eyleme dökmeden, olduğu yerde tutabilmektir. Temasın sonucuna değil temasın kendisine izin vermektir.</p>



<p>Bazen bir koku ile söz ile bakış ile bildiğimizi bile unuttuğumuz bir an ile gelir çıkar karşımıza özlenen, yerinden emin, yaptırabileceklerinden emindir sıklıkla.</p>



<p>Kaybettiğimiz biri olabilir bu. Ölümle hayatımızdan çıkmış ama içimizde yaşamaya devam eden bir bağ. Ya da bir zamanlar bizi mutlu etmiş, beslemiş fakat bugünkü benliğimize ve geleceğimize artık hizmet etmeyen bir ilişki. Bazen de kalbimizi en derinden kırmış, ilkelerimizle çatışmış, affetmenin mümkün olmadığı biri. Ortak nokta şudur: Özlüyoruz ama adım atmıyoruz.</p>



<p>Bu duruş çoğu zaman yanlış anlaşılır. Zayıflık ya da kararsızlık sanılır. Oysa burada güçlü bir bilinç vardır. Çünkü her duygu çözüm istemez. Ya da yaşanan çözümün kendisidir. Bazıları yalnızca yaşanmak ister. Özlemin içinde kalabilmek; “bir şey yapmalıyım” dürtüsünü fark edip ona teslim olmamaktır. Bedende olanı bedende, duyguda olanı duyguda tutabilmektir zihinle kendimizi yormadan.</p>



<p>Bu alanda kaldıkça, özlemle aramızda yeni bir ilişki kurulur. Onu bastırmayız, ona göre de hareket etmeyiz. Geldiğinde onu tanırız, güzelce ağırlarız, elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı bilmez halden uzak… Hemhâl oluruz. Bazen acı vardır; boğazda düğüm, göğüste ağırlık. Bazen de şaşırtıcı bir yumuşaklık. Özlemenin içinde yalnızca kayıp değil, bağ kurabilme kapasitemiz de görünür olur.</p>



<p>Zamanla fark ederiz ki bu özlem, bizi geçmişe çağırmak için değil; neyi geride bırakmamız, neyi yanımıza almamız gerektiğini göstermek için buradadır. Ve bazen en olgun hareket, hiçbir adım atmadan bu hakikatin ortasında kalabilmektir.</p>



<p>İyileşme her zaman ileri gitmek değildir.<br>Bazen iyileşme, olduğumuz yerde kalabilme cesaretidir.</p>



<p>Oruç Aruoba ne güzel dile getirmiş;</p>



<p>&#8221;Özlediğin, gidip göremediğindir;<br>ama, gidip görmek istediğin<br>Özlem, gidip görememendir; ama<br>gidip görmek istemen<br>Özlediğin, gidip görmek istediğin-<br>ama gidip göremediğin<br>Özlem, gidip görmek istemen-<br>ama, gidememen, görememen;<br>gene de, istemen&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/ozlemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bazı ilişkiler iki kişi gibi görünür</title>
		<link>https://masidedursun.com/bazi-iliskiler-iki-kisi-gibi-gorunur/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/bazi-iliskiler-iki-kisi-gibi-gorunur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 20:09:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28461</guid>

					<description><![CDATA[Bazı ilişkiler iki kişi gibi görünür ama aslında biri içeridedir, diğeri dışarıda kalır.Günlük düzen içinde fark edilmeyen bir yalnızlık, üçüncü bir kişi gibi aralarına yerleşir.Bu yalnızlık sessizdir; kıyaslanmaz,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazı ilişkiler iki kişi gibi görünür ama aslında biri içeridedir, diğeri dışarıda kalır.<br>Günlük düzen içinde fark edilmeyen bir yalnızlık, üçüncü bir kişi gibi aralarına yerleşir.<br>Bu yalnızlık sessizdir; kıyaslanmaz, tartışılmaz, ama ilişkiyi günden güne aşındırır.<br>İnsanın en temel ihtiyacı bağ kurmaktır.<br>Biyolojik olarak temas isteriz; görülmek, duyulmak, dokunulmak isteriz.<br>Bu sadece romantik bir ihtiyaç değildir, nörobilimsel bir gerçektir.<br>Beyin araştırmaları, fiziksel ve duygusal temasın sinir sistemini düzenlediğini söylüyor.<br>Yani temas eksikliği sadece ilişkiyi değil, insanın kendi iç dengesini de bozar.<br>Bir ilişkide temas kaybolduğunda, ilişki teknik olarak sürse bile duygusal olarak kopar.<br>Eskiler “bir şeyi yaşamak istiyorsan önce niyet edeceksin” derdi.<br>Çünkü ilişki, kendiliğinden yürüyen bir yapı değildir.<br>Ben ve senin toplamından fazlası olan bir “biz” vardır ve o “biz”, ilgiyle, emekle ve kararlılıkla ayakta kalır.<br>Bu nedenle sorumluluk, yük değil; bağın kılcal damarlarıdır.<br>Modern ilişkilerde en sık gördüğümüz şey bencilliğin özgürlük sanılması.<br>Oysa özgürlük, diğerini yok saymak değildir; birbirine alan açmaktır.<br>Bencillik, partnerin ihtiyaçlarını küçümser.<br>Rekabeti ilişkiye taşır, ilişkiyi bir güç gösterisine çevirir.<br>Kör noktalar birikir; kişi sadece kendi doğrularını görür.<br>Ve partnerin ihtiyaçlarını görmezden gelmek, uzun vadede ilişkinin duygusal omurgasını kırar.<br>İhtiyaç ifade edilmediği için bitmez; görmezden gelindikçe içe çöker.<br>Beyin ve davranış bilimci John Gottman, ilişkiler üzerine yaptığı kırk yılı aşan çalışmaların sonunda şunu söyler:<br>“Bir ilişkide en tehlikeli şey çatışma değil, birbirine karşı kayıtsızlıktır.”<br>Kayıtsızlık, bağın kesildiği andır.<br>Temasın durduğu, bakışın boşaldığı, sesin duvar gibi geri döndüğü andır.<br>İşle ilişkiler arasındaki denge bozulduğunda ise çok temel bir zarar oluşur:<br>Kişi enerjisini, dikkatini ve varlığını tek bir alana taşıdığı için diğer alanlar kendiliğinden çöker.<br>İş büyür, hayat küçülür.<br>Başarı görünür, huzur kaybolur.<br>Ve bu asimetri uzun süre sürdürülemez; eninde sonunda iki taraf da bundan zarar görür.<br>İlişki, iki yetişkinin birbirini gerçek bir varlık olarak tanıma ve temas kurma isteğidir.<br>Özellikle temas—fiziksel, duygusal, bilişsel temas—ilişkinin taşıyıcı kolonudur.<br>Dokunmaktan, yüzleşmekten, konuşmaktan, paylaşmaktan vazgeçildiğinde ilişki sadece bir “beraberlik görüntüsü”ne dönüşür.<br>Hiçbir ilişki görmezden gelinmeyi, ertelenmeyi, yok sayılmayı uzun süre taşıyamaz.<br>Bir ilişkiyi yaşatan şey, büyük sözler değil; günlük temaslardır.<br>Bakmak, duymak, fark etmek, elini uzatmak, alan açmak.<br>Bunlar sürdürülebildiğinde ilişki büyür; sürdürülemediğinde susarak küçülür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/bazi-iliskiler-iki-kisi-gibi-gorunur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kedileri çok sevdim</title>
		<link>https://masidedursun.com/kedileri-cok-sevdim/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/kedileri-cok-sevdim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 20:07:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28459</guid>

					<description><![CDATA[Kedileri çok sevdim.Hatta bugün bunu söyleyen kişinin, yıllarca “kedileri sevmem” diye ortalıkta dolanan kişi olduğuna inanmak zor.Eskiden kediler beni hisseder gelir bulurdu ama ben bir sürü gerekçe bulurdum:&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kedileri çok sevdim.<br>Hatta bugün bunu söyleyen kişinin, yıllarca “kedileri sevmem” diye ortalıkta dolanan kişi olduğuna inanmak zor.<br>Eskiden kediler beni hisseder gelir bulurdu ama ben bir sürü gerekçe bulurdum: tüyü, pati sesi, tırnağı… Ne bulsam olurdu.<br>İlk “kedileri sevmem” cümlesini ne zaman kurdum bilmiyorum ama bu cümlenin bekçiliğini çok uzun yıllar yaptım.<br>Zaten hep böyle değil mi?<br>Bir cümle kuruyoruz ve kendimizi onun içine kilitliyoruz.<br>Sanki herkes bizi izliyormuş gibi “dediğim dedik” diye başına nöbetçi koyuyoruz kendimizi.<br>Sonra o cümlenin uğruna bir sürü deneyimden mahrum kalıyoruz ve üstüne bir de bununla gurur duyuyoruz.<br>Sonra bir şey oldu. Nasıl olduğunu hâlâ bilmiyorum ama onları gözlemlemeye başladım—gerçekten bakmaya…<br>Ve hayranlık duydum:<br>Sınırlarını açıkça göstermelerine,<br>İhtiyaç duyduklarında çekinmeden “beni sev” demelerine,<br>Meraklarına, özgürlüklerine,<br>Tırnaklarını gerektiğinde çıkarmalarına,<br>Kendilerine ait olana sahip çıkmalarına…<br>Kediler hakkında daha çok şey söyleyebilirim ama onlar zaten kendilerini çok net anlatıyor. 🐈<br>Ve sonra Lokum girdi hayatıma.<br>Tam da hazır olduğum bir anda.<br>Hem dokunsal bir insan olmama rağmen onun mesafeli kişiliğiyle…<br>O mesafeyi ilk kez kişisel algılamadım; öğreti olarak aldım.<br>Seçimlerimiz biraz ihtiyaçlarımızdır; biraz da deneyimlemeye hazır olduklarımız.<br>Bazen de kaçamayacaklarımız. 😂<br>Lokum’un bebekliğindeki hastalık döneminde fazla dokunmaya duyduğu hassasiyetin acısını şimdi çıkarıyor olabilir.<br>Ama bana çok şey öğretiyor:<br>Mesafeyi, sınır koymayı, isteği net ifade etmeyi…<br>Benim önümde gidiyor resmen. 😂 Sevmediği şeyi söylüyor.<br>Yemeği ölçülü. Zorlanmadan asla tırnak çıkarmaz. Kendini korur ama abartmadan…<br>Ve şimdi görünüşe bakılırsa, nerede kedi görsem gözlerim ışıldıyor. 😍<br>Turunculardan hâlâ biraz korkuyorum.<br>Papyonlular kalbimi çalıyor.<br>Üç renkliler ise… onlar tamamen özel ilgi alanımda. 😂😂<br>Belki de mesele kedileri sevmek değilmiş…<br>Kendimi, kendimdeki değişme kapasitesini ve sınırlarımı sevmeyi öğrenmekmiş.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/kedileri-cok-sevdim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşluk.</title>
		<link>https://masidedursun.com/bosluk/</link>
					<comments>https://masidedursun.com/bosluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mdadmin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 20:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://masidedursun.com/?p=28457</guid>

					<description><![CDATA[Boşluk.Aslında birçok disiplinin ortak kelimesi. Hukukta çok duyarız, kulakta çalınır; işletmede boşluk analizi, daraltıcı boşluk deriz, o boşluğun büyümesini hiç sevmeyiz. Sonuçta kim gerçekleşenin potansiyeli yakalamasını—hatta geçmesini—istemez ki?&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Boşluk.<br>Aslında birçok disiplinin ortak kelimesi. Hukukta çok duyarız, kulakta çalınır; işletmede boşluk analizi, daraltıcı boşluk deriz, o boşluğun büyümesini hiç sevmeyiz. Sonuçta kim gerçekleşenin potansiyeli yakalamasını—hatta geçmesini—istemez ki?</p>



<p>Fizikte, kuantumda, matematikte, felsefede, gökbiliminde… hep bir şeyleri açıklamak için vardır boşluk.<br>Ve her yerde başka bir anlam taşır.</p>



<p>Gerçek olmayan boşluk kavramı ise beni durdurup “aaaaaaa” dedirtmişti; somut olana oturmayan ama uygulamada haksızlık doğurabilen kurallar bütünü…<br>Yani boşluğun bile gerçeği ve gerçek olmayanı varmış.</p>



<p>Psikolojide ise boşluk çoğu zaman hayırla anılmıyor.<br>“Boşluktayım” deyince aslında kastettiğimiz şey:<br>Yabancılık. Donukluk. Kabuklaşma. Kendine değememe hali.<br>Kendi sesimizin duvardan yankılanıp bize geri geldiği bir küçük odacık…<br>İnsan o odacıkta hem kendine çok yakın hem kendine oldukça uzak.</p>



<p>Ama birkaç gün önce tanıştığım bir kavram, tüm boşluk algımı yerinden oynattı: Verimli Boşluk.</p>



<p>Gestalt terapide anlatıldığı haliyle verimli boşluk,<br>uyarılma ile farkındalık arasındaki yer.<br>O ince, neredeyse görünmeyen, ama hayat kurtaran çizgi.</p>



<p>Hani o tetiklendiğimiz anı düşün.<br>Travmanın kaynağından çıkıp çığ gibi büyüyen duygu,<br>sesin değişmesi, gözün kararması, beklentinin karşılanmadığı an,<br>bardağın duvara çarpması,<br>dinlemeyi bırakıp sadece hayatta kalmaya çalıştığımız yer…<br>İşte orada biz uyarılma ile farkındalığı bitişik yaşıyoruz.<br>Hatta çoğu zaman yalnızca uyarılma var;<br>farkındalık ise tamamen devrede dışı.</p>



<p>Nita birkaç gün önce söyledi:<br>“Verimli boşluk oluşturun.”</p>



<p>Duyunca düşündüm;<br>duymakla davranmak aynı olsaydı,<br>kendimizle bu kadar uğraşmak zorunda kalır mıydık? 😊</p>



<p>Heybemizdekiler varken uyarılmamak mümkün değil.<br>Zaten mesele uyarılmamak değilmiş.<br>Mesele:<br>Uyarıldığını fark edip, nefeslik bir alan açabilmekmiş.<br>İki nefes arası bir “dur” diyebilmek.</p>



<p>Chödrön’ün dediği gibi:<br>“Tetiklendiğin anda, o küçük boşlukta özgürlük başlar.”</p>



<p>Gestalt’ın da söylediği:<br>Dönüşüm temasın içinde olur; kaçışta değil.</p>



<p>Ve belki verimli boşluk dediğimiz şey, tam da o dönüşümün mayalandığı yer.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://masidedursun.com/bosluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
