Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Birbirimizi hiç tanımamış olabilirdik de…
Bu cümleyi bugün, kendimle ilişkime atfediyorum.
Maside’m… seni hiç tanımamış olabilirdim.

Acının içindeki hâlini, mutluluğunun gözbebeklerine yerleşen o ışığı, içinden uçuşan kelebeklerin rengini…
Öfkeni, çocukluğunu, heybende taşıdıklarını, yolda bıraktıklarını, eklediklerini, tadil ettiklerini…
Atmaya kıyamadığınları, ertelediğin yüzleşmeleri, açamadığın kutularını hiç bilmeyebilirdim.

Potansiyelinin sesini duymayabilir, iç sesinin aslında kime ait olduğunu çözemeyebilir, kararlarının arka odasında neler olduğunu hiç tanımayabilirdim.

Kendinle eğlenebildiğin anları, eğlenemediğin yerleri, utandığın kırılgan noktalarını…
Kendine kızdığında içeride konuşanı, o sesin geçmişten kimi taşıdığını, bedeninin fısıltılarını ve çığlıklarını duymayabilirdim.

Ama tanıştık biz.
Aynı bedende, aynı anneden, aynı gün doğmuş olmamıza rağmen tanışmayabilirdik.
Hatta aynı gün gömülecek olsak bile tanış olamayabilirdik.

Başkalarının davranışlarına kızıp, kaş çatıp, içimizde sahte bir üstünlük duygusu yaratıp yine de kendimize hiç temas etmeden bir ömür geçirebilirdik.
Hayatın koşturmasına sığınıp, “Zaman yok” diyerek tanışmayışımızı mantıklı sebeplerle açıklayabilirdik.

Eğer tanışmamış olsaydık, olay anında kendime bir adım geriden bakma hakkı veremezdim.
Bir nefeslik bir durma, bir farkındalık, bir şefkat alanı açamazdım.
Mevcut zamanın içinde kaybolur giderdim — zaten kayboldum da.
Sonra bir gün… tanıştık.

Biz; her hâlimizle tanışmaya niyet ettik.
Yolda yürüdük.
Zorlandık, tökezledik.
Uzağı küçültüp yakını büyüttük.
Durduk… bazen donduk.
Sindiremediğimiz anlar oldu.

Ve yine de devam ettik.
Her hâlimizle hemhal olmayı, kendimize doğru yürümeyi seçtik.
Rüzgârla, fırtınayla, yakıcı güneşle karşılaştık.
Ama cesaret ettik:
Bedenimizin dışına bir adım çıkıp kendimize uzaktan bakmayı denedik.

Ya tanışmasaydık?
Ya birbirimizden kaçsaydık?

Birbirimizi hiç tanımamış olabilirdik de…

Gestalt Notu: Kendinle Tanışmanın Kutsal Alanı

Gestalt yaklaşımında “tanışmak”, bir kavram değil; bir deneyimdir.
Kişinin kendisiyle, duygularıyla, bedeniyle ve içsel süreçleriyle şimdi ve burada kurduğu canlı bir temastır.

Kendinle tanışmadığın sürece;
tepkilerin otomatikleşir,
geçmiş konuşur,
başkalarının sesleri kararlarını yönetir,
bedenin işaretlerini kaçırırsın.

Ama tanıştığında…
şefkat gelir, farkındalık gelir, seçim gelir.

Bu yazı, aslında Gestalt’ın özündeki o sade ama dönüştürücü soruyu taşır:
“Şu anda, burada sen kimsin?”
Ve daha önemlisi:
“Bu hâlinle temas etmeye razı mısın?”

Bir yorum bırakın