Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Koçluk; insanın kendi yolunu başkasının sözüyle değil, kendi sesiyle bulmasına eşlik eden bir yolculuktur.

Bir sorunun cevabını dışarıda ararken aslında içeride bir yerlerde çoktan bildiğini fark ettiren, kişiye kendi gücünü hatırlatan bir aydınlanma alanıdır.

Koçluk; bir öğüt verme, yönlendirme ya da hayatı senin yerine düzenleme süreci değildir.

Aksine, koçluk senin varlığını, ihtiyaçlarını, duygularını, potansiyelini ve kendi hakikatini duyabildiğin bir farkındalık alanı yaratır.

Bu alan bazen sessizlikle, bazen güçlü sorularla, bazen de kelimelerin ötesindeki o derin temasla oluşur.

Koçluk şudur:

  • İnsanın kendine dönüşü.
    Zihnin gürültüsünün azaldığı, kalbin sesinin duyulduğu bir iç yolculuk.
  • Düşünmenin ötesine geçme.
    “Neden böyle oldu?”dan “Bundan sonra nasıl ilerlemek istiyorum?”a geçiş.
  • Potansiyeli görünür kılma.
    Kişinin aslında taşıdığı ama unuttuğu gücünü yeniden hatırlaması.
  • Duygularla temas.
    Kaçmadan, bastırmadan, utandırmadan… O an ne varsa ona yer açmak.
  • Yeni bir davranış alanı yaratma.
    Aynı döngülerde sıkışmak yerine yeni bir seçenek, yeni bir hareket, yeni bir benlik hali inşa etmek.
  • Eşlik edilmek.
    Yargısız, beklentisiz, “orada olan” bir alan tarafından görülmek ve duyulmak.

Koçluk, insanın kendine şu soruyu sorabilmesine destek olur:

“Şu anda gerçekten neye ihtiyacım var?”

Ve belki de en önemlisi, bu sorunun cevabını duymak için gereken cesareti ve derinliği bulmasına yardımcı olur.

Çünkü koçluk; bir problemi çözmekten çok daha fazlasıdır.

Koçluk, kişinin kendini keşfetmesi, içindeki lideri, ilişki kuran tarafı, iletişim kuran tarafı, düşünen ve hisseden tarafını bir arada tutmasıdır.

Sonunda insan şunu fark eder:

Aslında yol hep vardı.

Koçluk, o yolu aydınlatan bir fenerdir — yürüyen ise her zaman sensin.