KUŞLARLA GELEN KUŞLARLA GİDEN … Bird Theory ve Bağın Sessiz Çözülüşü
John Gottman’ın Kuş Teorisi ( Bird Theory ) ilişkilerde bağın nasıl kurulduğunu ve nasıl yavaşça çözüldüğünü anlatan güçlü ve hisli bir araştırma sunuyor.
İnsanlar ilişkide oldukları kişiye gün içinde sayısız küçük bağ çağrısı yapar: bir bakış, bir paylaşım, bir “bak” daveti. Bu çağrılara dönülüp dönülmemesi, ilişkinin yönünü ve yaşam süresini belirlediğini ileri süren bir araştırma. Sağlıklı ilişkide partnerlerin ilgi ve iletişim için çırpınmak zorunda kalmadığını söylüyor.
Bağ çoğu zaman büyük sözlerde değil; küçük yönelmelerde yaşar.
Balkona uzanan çam ağacının yeni sürgünleri arasına misafir olan baştankaraları hatırlattı bana.
Sessizdirler. Gösterişsizdirler. Miniciktirler. Çoğu zaman çift hâlinde gelirler.
Teoriye göre fark edildiklerinde, o kısacık an genişler; bir ilişkiye bağ olma potansiyeli taşırlar 😊
İlişkilerin ilk zamanlarında bu yönelim karşılıklıdır.
İki taraf da bakar.
Görür, fark eder, paylaşır.
Bağ, doğal bir akışla beslenir.
Zamanla ise insan, bir sürü sebepten olabilir geri çekilmeye başlar.
Bazen bunu bilinçli yapar; bazen de nedenini tam olarak bilmeden.
Güvenli alan, dışarıdan bakıldığında mesafe gibi görünür ama içeride çoğu zaman bir savunmadır.
Kırılmamak, yorulmamak, yeniden incinmemek için ve bazen de insanın kendini en iyi bildiği alana hapsetmesidir.
Bu geri çekilme, merakı da beraberinde götürür. Kuşlar hâlâ gelir. Ama artık durup bakılmaz.
İlişkide bir tarafın bağ çağrıları, fark edilmeden geçip gider. Kış aylarını seven baştankaraların yaz kendini göstermeye başladığında balkona uğramaması gibi…
İnsanın psikolojisi burada ince bir seçim yapar:
Korkuyu ve kaygıyı kollayıp ona uygun hikâyeler yazmak mı , yoksa bugünkü kendine iyi geleni fark etmek mi?
Hayat farkında yaşandığında, insanın asıl ihtiyacının kendini sürekli savunmak olmadığı görülür.
Asıl ihtiyaç, neyin iyi geldiğini bilmek ve korumaktır. Bazen bu koruma, sınır çizmekle olur ve tabi sınırın içerisine neyi aldığın neyi sınır dışı ettiğinle …
Bazen de ilişkideki canlılığa bekçilik ederek ayakta tutmakla.
Neyi besliyorsak onu büyütmüyor muyuz zaten?
Bağın bekçiliği, büyük fedakârlıklar değildir.
Bazen sadece birlikte bakılan bir andır.
Kuşlara.
Sessizliğe.
Paylaşılan küçük bir heyecana.
Ayrılıklar çoğu zaman sevgisizlikten değil; insanın kendini güvenli sandığı alanda tutmak isterken, canlılığı da geride bırakmasından doğar.
Ve bazı bitişler, kuşların gelmediği gün değil; onlara birlikte bakılmadığı gün başlar.

