Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Kedileri çok sevdim.
Hatta bugün bunu söyleyen kişinin, yıllarca “kedileri sevmem” diye ortalıkta dolanan kişi olduğuna inanmak zor.
Eskiden kediler beni hisseder gelir bulurdu ama ben bir sürü gerekçe bulurdum: tüyü, pati sesi, tırnağı… Ne bulsam olurdu.
İlk “kedileri sevmem” cümlesini ne zaman kurdum bilmiyorum ama bu cümlenin bekçiliğini çok uzun yıllar yaptım.
Zaten hep böyle değil mi?
Bir cümle kuruyoruz ve kendimizi onun içine kilitliyoruz.
Sanki herkes bizi izliyormuş gibi “dediğim dedik” diye başına nöbetçi koyuyoruz kendimizi.
Sonra o cümlenin uğruna bir sürü deneyimden mahrum kalıyoruz ve üstüne bir de bununla gurur duyuyoruz.
Sonra bir şey oldu. Nasıl olduğunu hâlâ bilmiyorum ama onları gözlemlemeye başladım—gerçekten bakmaya…
Ve hayranlık duydum:
Sınırlarını açıkça göstermelerine,
İhtiyaç duyduklarında çekinmeden “beni sev” demelerine,
Meraklarına, özgürlüklerine,
Tırnaklarını gerektiğinde çıkarmalarına,
Kendilerine ait olana sahip çıkmalarına…
Kediler hakkında daha çok şey söyleyebilirim ama onlar zaten kendilerini çok net anlatıyor. 🐈
Ve sonra Lokum girdi hayatıma.
Tam da hazır olduğum bir anda.
Hem dokunsal bir insan olmama rağmen onun mesafeli kişiliğiyle…
O mesafeyi ilk kez kişisel algılamadım; öğreti olarak aldım.
Seçimlerimiz biraz ihtiyaçlarımızdır; biraz da deneyimlemeye hazır olduklarımız.
Bazen de kaçamayacaklarımız. 😂
Lokum’un bebekliğindeki hastalık döneminde fazla dokunmaya duyduğu hassasiyetin acısını şimdi çıkarıyor olabilir.
Ama bana çok şey öğretiyor:
Mesafeyi, sınır koymayı, isteği net ifade etmeyi…
Benim önümde gidiyor resmen. 😂 Sevmediği şeyi söylüyor.
Yemeği ölçülü. Zorlanmadan asla tırnak çıkarmaz. Kendini korur ama abartmadan…
Ve şimdi görünüşe bakılırsa, nerede kedi görsem gözlerim ışıldıyor. 😍
Turunculardan hâlâ biraz korkuyorum.
Papyonlular kalbimi çalıyor.
Üç renkliler ise… onlar tamamen özel ilgi alanımda. 😂😂
Belki de mesele kedileri sevmek değilmiş…
Kendimi, kendimdeki değişme kapasitesini ve sınırlarımı sevmeyi öğrenmekmiş.

Bir yorum bırakın